Sizin Lideriniz Hangisi?

Hangi alanda hizmet verirseniz verin; iş yaşantısının dinamikleri, güncellenen teknolojiler ve sektörel gelişmeler ile sürekli yenilenir. En basitinden, bundan on beş – yirmi yıl önce defterlerce tutulan muhasebe kayıtları artık personel yönetimi programları ile bir sayfa güncellemesine bakıyor.  Bildiğiniz üzere bu tarz yeniliklere karşı direnenler ya yerinde sayıyor ya da tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alıyor.

Ancak bir tartışma var ki, o hiç değişmiyor. Hiçbir zaman da net bir sonuca bağlan(a)mıyor. Sahi, sizin iş hayatındaki lideriniz hangisi? IQ mu, EQ mu?

Risk mi, Kazanç mı?

Analitik zekâ ile duygusal zekanın çatışması çeşitli sanat eserlerine dahi konu olan, insanoğlunun neredeyse ilk çağlardan bu yana sahip olduğu en derin muamması. Ticareti iş hayatının odağına taşırsak, ilkel kabilelerin deniz kabuklarını ilkel para birimleri kabul ederek alım-satıma başlamalarının altında dahi, yaşam şartlarını belirleyen iklim koşullarına duydukları bağlılık yatar.

Günümüzde ise, kripto-paralarla iyiden iyiye sanal birer rakama dönüşmeye yüz tutan para birimlerinin yanı sıra; dev komplekslerden küçük atölyelere değin geniş bir yelpazede seyreden iş hayatında biz hâlâ aynı soruyla yüz yüze kalıyoruz: Duygusal zekâ; iş hayatında avantaj mı, yoksa dezavantaj mı?

Daha net bir tabirle: Risk mi, kazanç mı?

Duygusal zekâsı gelişmiş çalışanların olduğu iş alanlarının daha etkin, daha üretken ve iletişime yatkın bir çalışma ortamı olduğu net bir gerçekken; kurumun yer aldığı sektör dinamiklerinin duygusal zekâ becerilerinden ne kadar faydalanabileceğinin sorulması elzem. Bu hususta ön plana çıkan detay ise bize özellikle kilit görevlerde yer alan çalışanların duygusal zekâ becerileri kadar diğer alanlara dönük becerilerini geliştirmeleri gerektiği gerçeğini fısıldıyor.

Kurumlar bu konuya yatırım yapar mı? Ya da yapmalı mı?

İşte bu, tamamen sektörle alakalı! EQ seviyesi yüksek bir ofis, çalışanları şevk edecektir fakat şirketin yer aldığı iş alanlarında analitik beceriler rakiplere fark atılması konusunda fayda sağlıyorsa; o kurumun EQ yeteneklerine yatırım yapması tamamen kurum içinde bir kısır döngüyle sonuçlanır.

Liderin Başarılı mı?

Araştırmalar, duygusal zekâsı yüksek yöneticilerin, personelleri tarafından daha başarılı ve etkili kabul edildiğini söylüyor. İş yaşamında manevi doyum, EQ seviyesi yüksek liderler tarafından gerçekleştiriliyor fakat bu seviyenin gereğinden fazla yüksek oluşu, liderin hassasiyetlerinde de benzer yükselmeler gösterdiği için firmaları bazı zamanlarda ciddi krizlerle yüz yüze bırakabiliyor.

Hep olumsuz yönlerine değinilen EQ’nun iş hayatında olumlu etkileri de yok mu?

Doğrudan iletişime dönük, çağrı merkezi benzeri, müşterilerle birebir kontağın üst düzeyde seyrettiği iş alanlarında duygusal zekâsı yüksek çalışanlar; muhataplarının ruh hâllerini anlamaya ve bu doğrultuda hareket etmeye daha yatkın oluyor.

Benzeri şekilde, takım çalışmaları ile yürütülen bir şirketin EQ’su yüksek çalışanları takım çalışmasında daha başarılı olurken; satış alanında ise IQ’nun önemi daha baskın oluyor.

Soru basit, cevap zor. Siz söyleyin: Sizin lideriniz IQ mu, EQ mu?