Yeni “Metro”, hem gastronomi dünyasını hem çalışanlarını geleceğe taşıyor

Sadece elma satmak mı yoksa elma ile yapılabilecek tatlıları, bu tatlılar ile birlikte sunulacak kahve ve sosları, bunların ikram edileceği tabakları, fincanları müşteriye anlatarak Türkiye’deki gastronomi kültürünü desteklemek mi? 

Bu, Metro Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm sürecini özetleyen bir soru örneği aslında… 2012 yılından itibaren klasik bir perakendeci, toptancı yapısından Türkiye’de gastronomi kültürünü destekleyen, hotel, restoran, cafe sektörünün bir numaralı iş ortağı sayılacak bir şirket olmaya uzanan bir dönüşüm geçiren şirket, şimdilerde konuk ağırlama yönetiminin desteklenmesini hedefliyor. 
Tüm bunlar yaşanırken, ilk değişen departmanın İnsan Kaynakları olduğunu aktaran Metro Türkiye İK Direktörü Esra Daver, “Bu süreçte ihtiyaç duyduğumuz profilleri belirledik, bazı çalışanlarımızın rollerini değiştirdik, Gastronometro bünyesinde yepyeni eğitim programları geliştirdik. 1500 kişinin hayatına dokunduk” diyor.

Gelin bu değişim rüzgarının ayrıntılarını Daver’den dinleyelim.

Metro Türkiye’nin, klasik bir perakendeci, toptancı şirketinden farklı bir yapıya büründüğünü görüyoruz. Ne etkili oldu bu değişim sürecinde?

Aslında bu değişim 2012 yılında başladı. Klasik bir perakendeci ve toptancı şirketi olmaktan, Türkiye’de HORECA’nın (hotel, restoran, cafe sektörünün) bir numaralı iş ortağı olmaya doğru uzanan bir yapılanmaya gitme kararı aldık. Artık sadece ürün satan değil; o ürünün nasıl pişirileceğini, nelerle birlikte nasıl sunulacağını da müşterisine aktaran bir yapıya kavuşma kararı aldık. 

Biz Türkiye organizasyonu olarak kendimize bu amacı belirlediğimiz dönemde grup da tüm operasyonel modelini değiştirdi. 2015 yılının Mart ayında, artık merkezden bağımsız olarak ülkelerin 5 yıllık stratejik plan yapması istendi; talepleri maksimum değer yaratabileceğimiz bir Değer Yaratma Projesi (Value Creation Plan - VCP) idi. Bu noktada da ilk 3 yıl çok kritikti.

Biz Türkiye olarak zaten amacımızı belirlediğimiz için bu konuda çalışmayı ilk başlatan ülke olmaya aday olduk. Planımızı Ekim 2015 tarihinde  sunduk ve onaylattık.

Bu dönüşümün ilk meyvelerini 2016’da almaya başladık. Sonuç olarak ilk 5 yıllık planı en başarılı şekilde tamamlayan ülke olmanın mutluluğunu yaşadık. Şimdi ikinci 5 yıllık plan üzerinden ilerliyoruz. Artık sadece gastronomi değil konuk ağırlama yönetimi kısmının desteklenmesi de gündemimizde. 

Bu dönüşüm İK’ya nasıl yansıdı?

Ulaşmak istediğimiz noktayı artık biliyorduk. Türk mutfağına ve değerlerine sahip çıkan bir şirket olmak için ihtiyacımız olan profilleri tanımladık. Bu nedenle öncelikle içimizdeki çalışan profiline baktık. Bazı çalışanlarımızın rollerini değiştirdik. 1500 kişinin hayatına dokunduk, değişiklikler yaptık. Tüm çalışanlarımıza planımızı anlattık. 

Amacımızı tanımlarken de yukarıdan aşağı doğru ekiplerle çalıştık. Yönetim kurulu büyük resmi tanımladı, ardından yönetim kadrolarını işin içine çekti. Çalıştaylarla bu işi nasıl yapılandıracağımızı konuştuk, ortaya çıkan resme birlikte baktık. Olası bariyerleri ve gitmek istediğimiz bu yolda nasıl ilerleyeceğimizi konuştuk. Onları nasıl destekleyeceğimizi anlattık.

Yeni dünyamızı ve gitmek istediğimiz yolu anlatırken aradaki açığı nasıl kapatacağımızı ve destekleyeceğimizi dile getirdik. Ve tüm çalışanlarımızı eğitmek amacıyla Gastronometro adlı bir gastronomi keşif platformu açtık. 

Gastronometro nedir?

Gastronometro, aslında bir anlamda bizim dönüşüm platformumuz… Burası, Güneşli’de 1700 metrekarelik alan üzerine kurulu, gastronomi dünyasının ve sektör profesyonellerinin buluşma platformu olarak tasarlandı. HORECA profesyonellerini, tedarikçilerimizi ve müşterilerimizi bir araya getiren bu platform, gastronomi dünyasının giriş kapılarından birisi olmayı hedefledi.

Gastronomi profesyonellerinin tutkularını ve hayallerini paylaşmayı, onlara ilham vermeyi planladığımız bu platform ile, yerel değerlerimizi ulusal ve uluslararası HORECA dünyası ile buluşturmayı da hedefliyoruz. 

Ne tür eğitimler gerçekleşiyor burada?

Gastronometro’nun müfredatı Metro çalışanlarına, müşterilerimize, tedarikçi ve iş ortaklarımıza ve yazar, araştırmacı, aktivist gibi gastronomi dünyasında var olan herkese eğitim çözümleri sunmak için tasarlandı. Müfredat, 3 ana eğitim başlığı altında işleniyor: Ürün eğitimleri, gastronomi eğitimleri, mutfak sanatları… 

Ürün eğitimleri, Metro’nun toptancı kimliğinden yola çıkılarak ve ürün kategorilerinin teknik bilgi aktarımını arttırmak hedefiyle geliştirildi.

Gastronomi eğitimleri, günümüz sektöründe büyük önem taşıyan farklı konuları ele alıyor: Sürdürülebilirlikten sektöre ticari taraftan bakmaya, yükselen trendlerden yiyecek içecek sektörünün kültürel açılarını ele almaya, birçok konu belirttiğim bu başlık altında işleniyor.

Mutfak sanatları modülleri sayesinde, müşterilerimiz ve Gastronometro’nun şefleri karşılıklı ilham alma fırsatı elde ediyor. Bu eğitim alanındaki modüller, Türk mutfağındaki yöntemleri farklı mutfaklarda kullanılan tekniklerle kıyaslıyor ve böylece katılımcılar zamanla kendi bilgi dağarcıklarını geliştirme fırsatı yakalıyorlar.

Bu üç başlık altında tüm çalışanlarımızı belli eğitimlerden geçirdik. Departman müdürlerimizi eğitmeye başladık. Bu orta kademe yöneticilerimiz bizim için kritiktir. Bu nedenle onların bilgisini artırmak bizim için çok önemliydi. 

Eğitimler 16 – 18 kişilik gruplara modüller halinde verildi. Şu ana kadar 1000 kişiyi bu eğitimlerden geçirdik.

Tüm bunlar olurken İK yapısı değişti mi?

Evet, ilk değişen departman İnsan Kaynakları oldu. Departmanımızın yüzde 75’i değişti, profillerimiz farklılaştı. Eskiden çok klasik bir yapımız vardı. Ancak şimdi Uzmanlık Merkezi ve Mükemmeliyet Merkezi olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Uzmanlık Merkezi’nin ürettiği uygulamalar İş Ortaklarımız aracılığıyla bölge ve mağaza İK’lara sunuluyor. Tek elden sağlanan bu koordinasyon, departmanların İK ile iletişimini değiştirdi.

Bu ekip sözünü ettiğim değişim döneminde pek çok farklı çalışmaya imza attı. Örneğin staj programımızı gözden geçirdik. Eskiden stajı biten arkadaşlarımızla yapılandırılmış bir mülakat yapmıyorduk. Oysa onlardan alabileceğimiz çok önemli geri bildirimler vardı. Bu nedenle tüm stajyerlerimizden sürecin sonunda daha yapılandırılmış şekilde bilgi almaya karar verdik. Bunun sonucunda da oryantasyon sürecimizi yeniden tasarladık. Mülakattaki soru formunu değiştirdik. 

Öte yandan, ilk başvurumuzda, Metro ülkeleri içindeki en yüksek skoru alarak Top Employers Sertifikası’na sahip olduk. Bu bizim için gerçekten de gurur verici oldu. 

GELECEĞİN YÖNETİM KURULU ÜYELERİ YETİŞİYOR

Metro’da yeni yeteneklerin gruba katılması konusunda pek çok uygulamaya imza atılıyor. Bunlardan biri Career Mix… Ayrıntıları Daver anlatıyor: “3 ay – 1 yıl arası süren bu programa üniversite son sınıf öğrencilerini ya da yeni mezunları alıyor ve bu süre içinde onlardan bir projeyi tamamlamalarını istiyoruz. Bu sürede onlar kurumsal bir şirkette bir projeye dahil olma fırsatı yakalarken biz de onların performansını görüyoruz. Performans ve isteklilikleri doğrultusunda birlikte çalışma kararı aldığımız arkadaşlarımız oluyor”.

Grubun ayrıca, global bazda yürüyen Metro Potentials adlı bir projesi de var. Bu programa her sene 26 ülke, 2 – 3 aday gönderiyor. 28 yaşını geçmemiş, üniversite mezunu, master’ını tamamlamış, 1 – 2 senelik iş deneyimi olan adaylar grup halinde 2 senelik bir programa dahil ediliyorlar., 6 ay mağazada, 6 ay genel müdürlükte çalışıyor, her seferinde bir proje bitiriyorlar. Sonra yurtdışına gidiyor ve orada 3 ay çalıştıktan sonra 3 ay Düsseldorf’taki merkezde görev yapıyorlar. Kalan 6 aylık sürede de tekrar kendi ülkelerinde bir proje bitiriyorlar. Daver, buradaki amacın, seçilen bu gençlerin önümüzdeki 8 – 9 sene içinde herhangi bir ülkenin yönetim kurulunda oturabilecek hale getirilmesi olduğunu belirtiyor. 

Peki bundan sonrası için ne hedefliyorsunuz?

Hem Türkiye’de hem de dünyada hızlı bir değişim söz konusu. Dijitalleşme artık hayatımızın her alanında. Bu nedenle biz de bu dijital platformları hayatımıza nasıl katabileceğimizi değerlendirmek durumundayız. Dünyadaki trendlere baktığınızda müşterilerin tablet üzerinden sipariş verdiğini, siparişin doğrudan şefe iletildiğini görüyoruz. Bu nedenle kendi restoran ya da cafe’lerinde dijital platformları kurma şansı olmayan müşterilerimizi Metro olarak desteklemeye başladık. 

Öte yandan başta da belirttiğim gibi artık gastronominin de bir adım ötesini; konuk ağırlama yönetimini odağımıza almış durumdayız. İşin gastronomi tarafını Gastronometro ile desteklerken Lozan’daki EHL ile bir iş birliğine imza attık ve konuk ağırlama yönetimi konusunda onlardan destek almak istedik. Bu da bizim gündemimizdeki önemli konulardan biri.