Deniz Akademi “Keşiflere Yelken Açtı”, “Rüzgârı Arkasına Aldı”, şimdi sıra Türkiye’nin en dijital akademisi olmakta…

Bundan tam 10 yıl önce, yine Nisan sayısını hazırlıyoruz. Yayınlayacağımız söyleşilerden biri için henüz yeni doğmuş olan Deniz Akademi’deyiz.
Akademi’nin “kaptanı” ifadesini kullandığımız Yavuz Elkin, ülkemizdeki deniz fenerlerinin adını taşıyan sınıfları gezdiriyor, hedeflerinin “farklı bir öğrenme deneyimi yaratmak” olduğunu vurguluyor.

“Elkin, pazarlamadan getirdiği farklı bakış açısını, ekibiyle birlikte Deniz Akademi’nin temellerine harç gibi katmış” cümlesiyle başlıyor röportajımız. Çünkü Elkin, Akademi kurulmadan önce algılama çalışmaları yaptıklarını, çalışanların belirlediği Deniz Akademi isminden hareketle alt marka olarak deniz fenerlerini kullandıklarını, mottolarının “Keşiflere Yelken Açalım” olarak seçildiğini, ekip içinde segmentasyona gittiklerini anlatıyor. Aradan 5 yıl geçtiğinde, bu kez Akademi’de bir değişim rüzgârı estiğini görüyoruz. Artık slogan “Deniz’in Rüzgarı Arkanızda”… Üniversiteleri çağrıştıran bir logoya geçiliyor. Akademi’nin algısı, yıllar içinde oturmuş, uluslararası ödüller kucaklanmış durumda. Artık temel olarak, teknoloji kullanımının kararlılığı vurgulanıyor.

Ve bugün: Akademi, daha sade bir logo ile tam 10 yaşında. Şimdi hedef “Türkiye’nin en dijital akademisi olmak”… Elkin, yeni bir dijital öğrenme deneyimi yaratmak istediklerini belirtirken; en önemli vurguları artık “mikro öğrenme”, “dijital araçları kullanabilen yeni nesil iç eğitmenler”, “kişiselleştirilmiş dijital öğrenme yolculuğu”, “sosyal öğrenme” ve “öğrenme küratörlüğü” gibi kavramlara yapıyor. Öykünün bundan sonraki kısımları için artık sözü DenizBank İnsan Kaynakları ve Deniz Akademi Grubu Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Elkin’e bırakma zamanı geldi. Elkin ile geçmişten bugüne, bugünden geleceğe bir yolculuk yapmaya hazır mısınız?

Akademi’nin kurulduğu yıl yaptığımız söyleşide “Hedefimiz farklı bir öğrenme deneyimi yaratmak” diyorsunuz. Biraz geriye dönelim; nasıl bir yaklaşım damga vurmuştu o döneme?

Evet, Akademi’nin DNA’sında bu hedef hep var. Akademi ilk kurulduğunda, DenizBank bünyesinde mevcut olan eğitimle ilgili algıyı değiştirmek; sürdürülebilirliğe ve çalışanlarımızın hayatına dokunmayı, zenginleştirmeyi arzu ettiğimize vurgu yapmak istiyorduk. Bu nedenle ciddi bir marka çalışması yaptık. DenizBank tarihindeki en geniş katılımlı anket sonucunda, Akademi’nin ismini çalışanlarımız belirledi. Bu sayede, yapacağımız yenilik konusundaki beklentiyi baştan yükseltmiş olduk.

Ardından bir motto ve sembol belirledik. Denizci ve Kaptanlara ışık tutan Deniz Feneri sembolünden yola çıktık ve DAKİ’yi yarattık. Mottomuzu ise “Keşiflere Yelken Aç” olarak belirledik.

4 sınıflık eğitim alanını 15 sınıflı bir kampüse dönüştürdük. Ortamla ilgili tüm ayrıntıları düşündük. Bizim için, çalışanlarımızın Akademi’de yaşayacağı deneyimi nasıl iyileştireceğimiz çok önemliydi. Bu konular üzerinde günlerce düşündük.

Sonuçta kampüs ortamıyla birlikte herkes değişimi görmeye başladı. Arkasından içerik kısmı geldi, portal açıldı ve böylece Akademi’de hayat başladı. 5’inci yıl ise önemli bir dönüm noktası oldu.

Neden?

Artık algıyı oturtmuştuk. DenizBank bünyesinde eğitim bölümü farklı anlayışla yeniden yapılanmıştı. İçeriklerimiz sağlamdı, Deniz’in Rehberleri dediğimiz iç eğitmen kadromuz oluşmuştu. Artık sıra teknoloji kullanımı konusundaki kararlılığımızı vurgulamaya gelmişti. Dolayısıyla bir relansman yaparak sembolümüzü ve mottomuzu değiştirdik.

Nereden yola çıktınız bunu yaparken?

İlk sembolümüz olan deniz feneri; denizciye, karaya yaklaştığı zamanlarda yol gösterir. Deniz fenerinin varlık nedeni denizcinin yaklaştığı yerlerdeki sıkıntılara karşı uyarmaktır, dolayısıyla statiktir aslında. Kısacası, ilk zamanlarda Denizci ona yaklaştığında rehberlik eden Akademi, 2013 yılından itibaren teknolojinin yoğun kullanımı sayesinde Denizcilerimiz her neredeyse oraya gidecekti. Vaadimiz bu oldu.

Bu nedenle “Deniz’in Rüzgarı Arkanızda” derken logomuzu da biraz daha geleneksel üniversite logolarına yaklaştırdık.

O dönemde uluslararası ödüllere de başvurmaya başladık. ATD’den BEST Ödülü’nü aldık; Türkiye’ye ilk gelen ödüllerden birinin Deniz Akademi’ye verilmesi bizim için ayrı bir mutluluk oldu.

2017’DE 1 MİLYON SAAT EĞİTİM GERÇEKLEŞTİ,
HEDEF 2020’DE %70 ORANINDA UZAKTAN ÖĞRENME…

- Deniz Akademi, İstanbul Kampüsü ve 8 bölge kampüsü ile hizmet sunuyor.

- İstanbul Kampüsü’nde toplam 15 sınıf ve 1 konferans salonu mevcut. Bölge kampüslerinde 20 sınıf bulunuyor.

- Aynı anda İstanbul’da 1000, bölge salonlarında 500 olmak üzere 1500 katılımcı kapasitesi mevcut.

- 2017 yılında toplam 1.000.0000 saat eğitim ile kişi başı 10 adam/gün eğitim gerçekleştirildi.

- Eğitimlerin %45’i uzaktan öğrenme, %55’i sınıf eğitimi şeklinde gerçekleşti.

- 2018 yılında hedef %55 uzaktan öğrenme, %45 sınıf eğitimi; 2020 hedefi ise %70 uzaktan öğrenme, %30 sınıf eğitimi.

- Ayda 50’nin üzerinde hobi atölyesi, seminer ve imza günü yapılıyor.

- Deniz Akademi ekibi 18 kişi, Deniz’in Rehberleri olarak tanımlanan iç eğitmen sayısı ise 200.

Gelelim bugüne. Akademi artık 10 yaşında… Şimdi hedef ne?

Yıllar içinde iş yapma şeklimiz, müşterimizin beklentisi, çalışanlarımızın profili değişti. Bu doğrultuda artık bizim de hedefimiz Türkiye’nin en dijital akademisi olmak…

Bu hedefin ayak sesleri Akademi’de uzun zamandır duyuluyordu aslında: Geçen yıl, uzaktan eğitim kanallarından sunduğumuz eğitimin, toplam eğitim içindeki oranı yüzde 45 oldu. Bu rakam geçmişte, yüzde 17 seviyesindeydi. Zaten sektör genel ortalamasının da yüzde 25 olduğu tahmin edilir. Şimdi bu oranı yüzde 70’e taşımak istiyoruz.

Öte yandan 10’uncu yılla birlikte yine bir logo değişikliğimiz oldu. Belki de satış pazarlamadan geldiğim için sembollerin çok önemli olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla dünya yıllar içinde değişirken, bizim de daha sade bir logo ile yolumuza devam etmemiz gerektiğini düşündük.

Bu sadeleşme, eğitimlerimize de yansıyor. Artık 70:20:10 prensibi ile hareket ediyoruz; önce iş başındaki öğrenme ile performansı nasıl iyileştireceğimize konsantre oluyoruz. Azalan sınıf eğitimleri teoriden ziyade pratiğe odaklı ve Deniz’in Rehberleri’nden eğitim sonrası bilginin gerçek hayata geçmesini takip etmelerini bekliyoruz.

ÖĞRENMEDE NETFLIX MODELİ…

“Platformumuzu bir tür Netflix’e dönüştürmek arzusundayız. Biliyorsunuz; Netflix önce profilimize göre seçenekler sunuyor, sonra da tercihlerimiz doğrultusunda yeni alternatifler veriyor. Bu modeli öğrenmede de uygulamak istiyoruz. Sonuçta biz, belli pozisyonlarda lise mezunu adayları tercih eden bir banka olarak artık 2000 doğumluları işe alıyoruz; Z kuşağı Deniz’e gelmeye başladı. Dolayısıyla öğrenme deneyimini buraya çevirmemiz gerekiyor.

Hedefimiz çok daha akıllı bir platformla çalışanı tanıyan, ona öneri getiren, gelişimini takip eden, kişiye özel öğrenme patikaları çıkarabilen bir hale evrilmek.’’

Bu durumda iç eğitmenleriniz olan Deniz’in Rehberleri’nin profili de değişiyor mu?

Elbette. Artık rehberlerimizin yeni nesil araçları çok iyi kullanmasını bekliyoruz. Şu an temel gündemimiz bu. Deniz’in Rehberleri’nin içeriklerini en sade, yaratıcı ve mikro öğrenme yöntemlerini kullanarak aktarmalarını bekliyoruz. Dijital öğrenme deneyimini nasıl daha iyi hale getireceğimize, rehberlerimizi nasıl daha dijital hale getireceğimize, platformu bu yaklaşıma nasıl entegre edebileceğimize, içerikleri ve öğrenme deneyimini nasıl daha etkili hale getirebileceğimize bakıyoruz. Yeni nesil öğrenme deneyimi, yeni nesil ve dijital bakış açılı iç eğitmenlerle mümkün olacak.

“ARTIK HEDEFİMİZ ÇALIŞANLARIN PERFORMANS ARTIŞINA YÖNELİK PARAMETRELER KULLANMAK…”

Elkin, Akademi’deki bir başka gündem maddesinin de “performans destek sistemleri kurmak” olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşıma göre, Akademi ekibinin yanıtlamak istediği temel sorular şöyle: “Hizmet verdiğimiz grupların hangi performans sorunları var? Bugün neyi çözmeleri gerekiyor?” Dolayısıyla önce sorunun tespit edildiğini, ardından çözüme yönelik bir yol planı geliştirildiğini dile getiren Elkin, bakın sözlerini nasıl sürdürüyor: “Çalışanlarımızın öncelikli gündemleri doğrultusunda, bilgileri onların kullandığı sistemlere, günlük hayatın içerisinde nerede ve nasıl katabileceğimizi düşünüyoruz. Dolayısıyla artık bizim için kişi başına düşen eğitim saati, eğitim memnuniyet oranı gibi nicel hedeflerden daha çok çalışanlarımızın hayatlarına dokunan, performanslarına yönelik birtakım parametreler kullanmak öncelikli… İş birimlerinin performans göstergelerine etki etmek bizim asıl hedefimiz. Böyle bakınca eğitimi sunma biçimimiz de hızla değiştiriyor”.

Peki ya gelecek? Öğrenmenin geleceği konusundaki öngörüleriniz neler?

Her şeyin bu kadar hızla değiştiği bir dönemde geleceği kestirebilmek gerçekten de kolay değil. Ama burada kesin olan bir nokta var: Dijitalleşmenin bu kadar konuşulduğu bir dönemde kurumsal öğrenme kökten değişecek. Artık mikro öğrenme dönemindeyiz, dolayısıyla her neredeysek, ne yapıyorsak o öğrenme deneyiminin hayatın her alanına serpiştirilmesi, enjekte edilmesi gerekiyor.

Bunu yaparken biz öğrenme profesyonelleri açısından roller de değişiyor. Her işle ilgili ayrı küratörlere ihtiyaç var ve gelecekte de olacak. Eğitim katılımcı deneyimi tasarımında tıpkı müşteri deneyimi ve hizmet tasarımında olduğu gibi tasarım odaklı düşünmeyi kullanmaya başladık. Daha önce denenmemişleri hayal etmeye ihtiyaç var. Merkezi bir planlama ve tasarım yerine neden çalışanların planladığı, içerik sağladığı ve dahil olduğu gelişim programları olmasın?

Öğrenme ve gelişim konusunda temel önceliğimiz stratejimizi değiştirmek. Elbette bunu yaparken çok daha yeni nesil teknolojileri de kullanacağız. Öğrenme analitiği, makine öğrenmesi merakla takip ettiğimiz konular. Strateji ve anlayışımızı dönüştürmeden bu teknolojiler hoş bir harcama tuzağına dönüşebilir.

Tüm bu değişim içinde “değişmeyecek” olan noktalar var mı?

Learning agility; yani öğrenme çevikliği her zaman gündemdeki yerini koruyacak. Biz sadece eğitim tarafında değil işe alım yaparken de öğrenme çevikliği yetkinliğini; bilişsel esnekliğe yatkınlığı, istekliliği dikkate alıyoruz. Ama bir yandan da bunu hep beslememiz gerektiğini unutmuyoruz. Merak ve isteklilik oldukça başarıya ulaşacağız.

Bunun yanı sıra tüm bu değişim içinde, yeniliklerin kilit kişiler tarafından desteklenmesi ve önce onların rol model olması da her zaman önemli olacak. Yukarıdan aşağı gelen tutundurmaya dair iletişimi her daim çok güçlü kılmaya çalışmak gerekiyor. 

Röportaj linki...