“İnsana Saygı duyarak ve Sürekli İyileşerek geleceğe hazırlanıyoruz”

Siz bu söyleşiyi okurken, her 76 saniyede bir araç üretilecek Toyota fabrikasında…Gün içinde 3 vardiya değişecek, yaklaşık 900 araç üretilecek. Bu arada yeni teknolojiler; yeni kavramlar otomotiv sektörünü büyük bir değişim ve dinamizmin içinde tutmaya devam edecek.

Ama değişmeyen şeyler de var: Yıllar önce, Japonca öğrenmeleri sağlanıp, ardından da Japonya’daki fabrikaya eğitime gönderilerek kuruluşu bugüne taşıyan kilit kadroya yapılan eğitim yatırımları bugün de sürüyor Toyota’da. İnsana Saygı ve Sürekli İyileştirme prensiplerinden asla ödün verilmiyor. Toyota Otomotiv Üretim, Finans ve İdari İşler Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Necdet Şentürk; hibrit, yakıt hücresi, değişen gövde yapıları gibi kavramları beraberinde getiren bu değişim doğrultusunda önümüzdeki 10 -15 yılı öngörebilmenin kolay olmadığını belirtiyor önce, hemen ardından da ekliyor: “Bu süreçlerin tümüne, proaktif bir şekilde tüm çalışanlarımızla birlikte bütün rekabet gücümüzü koruyarak, hatta artırarak hazırlanıyoruz. Dolayısıyla önümüzde tüm çalışanlarımızla birlikte gücümüzü ortaya koyacağımız bir dönem var. Temel motivasyonumuz da bu…” Haydi gelin birlikte sadece geleceğin neler getireceği konusunda değil Toyota’nın Türkiye’deki 23 yıllık üretim geçmişi, 500’den 5 bin 500 çalışana ulaşan büyüme öyküsü ve Toyota Yaklaşımı’nın temelleri arasında bir gezintiye çıkalım.

Önce biraz geçmişe dönelim. Toyota’nın Türkiye’deki öyküsü nasıl başlıyor?

Toyota’nın Türkiye’deki temelleri, 1990 yılına, Sabancı Holding’in yüzde 50 ortaklığına ve Rahmetli Özdemir Sabancı’nın vizyoner gelecek planlarına dayanıyor. O dönemde Türkiye’deki otomotiv sektörü henüz emekleme dönemindeydi; yıllık 150 – 200 bin araç satılıyor, araçlar yerli ikame yöntemiyle üretiliyordu.

1994 yılında üretime başlamamızla birlikte, Toyota’nın da katkıları ile Türkiye’deki otomotiv sektörü de ciddi bir gelişme gösterdi. Corolla’nın o zamanki global modelini, Japonya’daki üretimden en ufak bir kalite farkı olmadan bire bir Türkiye’de ürettik. O günden bu yana da sıfır hata ile üretim yapmak temel hedefimiz oldu; Toyota dünyası içinde bu yönümüzle bilinir ve lider hale geldik.

Nasıl bir büyüme yaşandı bu süre içinde?

İlk dönemlerde tek vardiyamız vardı; bugün haftanın 6 günü üç vardiya ile çalışıyoruz. 500 kişi ile başladığımız yolculuğumuz bugün yaklaşık 5 bin 500 çalışan ile sürüyor. 1996’da 26 bin araç üretmiştik; rekor yılımızdı ve çok sevinmiştik. Şimdilerde ise her 76 saniyede bir araç üretimi ile yıl sonunda toplam 280 bin adede erişme yolunda ilerliyoruz. Geçen yıl yeni modelimiz olan, Türkiye’de üretilen ilk hibrit araç C-HR’ı devreye aldık. C-HR, 98 ayrı ülkeye ihraç ediliyor. İhraç ettiğimiz pazarlarda çok tercih edilen bir model.

Tüm bu büyüme süreci içinde, demin de belirttiğim gibi birinci önceliğimiz; kaliteden ödün vermeden üretim yapmak oldu.  

Öte yandan yine bu süre içinde, kriz dönemleri dahil her zaman çalışanlarımıza yatırım yaptık: Önce Japonca eğitimi almalarını sağladığımız, ardından da Japonya’daki fabrikamızda eğitim gören çalışanlarımız kilit kadromuzu oluşturdu. Bu eğitim yatırımı, fabrikanın fiziksel yatırımının yanında çok ciddi bir rakamı ifade ediyordu. Şimdi geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlıyoruz: Bu eğitim yatırımı sayesinde 20 – 25 yıldır fabrikayı taşıyan kilit yapıyı geliştirmiş ve hazırlamış olduk.

İK çalışmalarınız hangi temel üzerine oturuyor?

Toyota operasyonunun temel kültürü “Toyota Way / Toyota Yaklaşımı” çatısı altında toplanıyor. Toyota Yaklaşımı’ndaki birinci prensip, İnsana Saygı… Her çalışanımızın, kendisinden beklediğimiz alanda gereken becerilerini geliştirmesine sonuna kadar destek oluyoruz. Bu, çalışanımızın işini sahiplenmesini ve en iyi şekilde yapmasını sağlıyor.

İkinci temel prensibimiz ise; Sürekli İyileştirme (Kaizen)... Eksiklerimizin olup olmadığı, neyi, nasıl daha iyi hale getirebileceğimiz konusunda sürekli düşünüyoruz. Bunu da her seviyede ve aşamada yapıyor; tüm çalışanlarımızdan bu konuda katkı bekliyoruz.

Organizasyonların gelişmesi için hep birlikte iyi sonuçlar ortaya koymak çok önemli. Bu noktada da başarısızlıklara ve eksikliklere açık gönüllükle odaklanabilmek gündeme geliyor. Biz Toyota kültüründe eksiklerimizi saklamak yerine, bu eksikliği nasıl iyileştireceğimize odaklanıyoruz. Önlem ve çözüm böylece geliyor.

Kısacası hep birlikte sistematik iyileştirmeyi yapıyoruz. Sonunda da sürekli iyileşen bir yapı mümkün oluyor. 23 yıllık üretim geçmişimizdeki birikim de böyle ortaya çıkıyor. Bu birikim bizim en önemli hazinemiz. Fabrikamızın gücü; hata ve eksikliklerimizden öğrenip iyileştirdiğimiz süreçlerden geliyor.

Şu anda nasıl bir İK yapılanmanız var? Temel olarak hangi konulara odaklanıyorsunuz?

İK ekibimiz 58 kişi... Otomotiv sektöründe "müşteri memnuniyeti" ilkesine gerçek anlamıyla sadık kalıp başarımızı sağlarken, İnsan Kaynakları yönetiminde de bu ilkeyi esas alıyoruz. Tüm çalışmalarımızda hem çalışanlarımıza hem birlikte iş yaptığımız paydaşlarımıza karşı saygıyı ön plana koyuyoruz. Yaptığımız işi her zaman daha iyi yapma bilinciyle hareket ediyor ve bu bağlamda çalışanlarımızın gelişimini önceliğimize alıyoruz.

Sınıf eğitimlerinin yanı sıra iş başında öğrenme ve kişinin kendisini geliştirmesine yönelik operasyonlara imza atıyoruz. Sonuç olarak Toyota Türkiye operasyonu global anlamda, rekabette hem teknik donanım hem de çalışanlarımızın becerisi açısından çok iyi durumda olan bir fabrika haline geldi.

Tüm bunların yanı sıra Toyota, hem bölgemizde hem de Türkiye’de otomotiv alanında kariyer yapmak isteyenler için kendini geliştirme imkanı veren bir yapıya sahip. Çünkü fabrikamız global rekabete açık ve Toyota’nın içinde hem kalite hem operasyon ve verimlilik açısından oldukça iyi seviyelerde. Bu, çalışma arkadaşlarımızın bilgi ve beceri seviyesinin yüksekliği doğrultusunda gelişen bir sonuç.

Yeni arkadaşlarımıza da benzer bir yapıda, benzer becerileri kazandırma imkanımız var. Hatta çalışanlarımıza farklı ülkelerde de kariyer fırsatları sunuyoruz. Merkezimiz Brüksel’e, Fransa’ya, İngiltere’ye, Japonya’ya gönderdiğimiz çalışanlarımız mevcut. Sadece mühendis değil teknisyenlerimizi de gönderiyoruz.

TÜRKİYE’DEKİ KALİTE BAŞARISINI AVRUPA’YA TAŞIDI

Söyleşimiz sırasında sık sık vurgulanan “kalite” kavramının izlerine, Şentürk’ün kariyer öyküsünde de rastlıyoruz. Zira, mühendislik eğitimini tamamlayıp kariyerini bir otomotiv şirketinin AR&GE departmanında Test Mühendisi olarak sürdürdüğü Almanya’dan, Toyota’nın Türkiye’deki kuruluşu için dönen Şentürk, “Bir süre sonra Türkiye’de kalite kavramı çok iyi yerlere gelince, Avrupa’da bu konuda çalışmam önerildi” diyor: “11 yıl boyunca Brüksel’de, Başkan Yardımcısı olarak Kalite Bölümü’nü yönettim”.

Anlayacağınız Şentürk de Toyota bünyesinde çok çeşitli ülkelerde, çok farklı alanlarda görev yapma imkanı verilen Toyotalılar’dan biri olmuş. Şentürk, geçtiğimiz yılın Ocak ayından beri yeniden Türkiye’de görev yapıyor.

Şimdilerde hangi konu başlıkları var gündeminizde?

Bu yıl olduğu gibi, gelecek yıl da aramızda yeni katılan çalışanlarımızın Toyota kültürüne uyumu için yoğun çalışmalar yapacağız. Onları da hikayemize ciddi ciddi katkı veren bireyler olarak yetiştirmek istiyoruz.

Öte yandan otomotiv sektörü çok ciddi bir değişim sürecinin içinde; 10 – 15 yıl sonrasını şu anda kestirmek kolay değil. Elektrikli, hibrit araçları, yakıt hücresini, değişen araç gövde yapılarını konuşuyoruz. Otomotiv, teknolojideki her yeniliğin kendine yer bulduğu bir sektör. Biz de Toyota olarak bu süreçlerin tümüne, proaktif bir şekilde tüm çalışanlarımızla birlikte bütün rekabet gücümüzü koruyarak, hatta artırarak hazırlanıyoruz. Dolayısıyla önümüzde tüm çalışanlarımızla birlikte gücümüzü ortaya koyacağımız bir dönem var. Temel motivasyonumuz da bu…

Tüm bunların yanı sıra, Toyota bünyesinde çalışmayı düşünecek arkadaşlarımızın ön hazırlığının iyi olması, okullardan bize hazırlıklı gelmeleri yönünde beklentimiz var. Bilgi ve becerinin artarak geliştirilmesi gerekiyor. Bunun için de çevremize katkıda bulunmak istiyoruz. Meslek yüksek okullarının müfredatını elden geçiriyoruz. Heyecanımızı onlarda da görmekten çok mutluyuz. Umarız kendi alanında çok sağlam duran yeteneklerle yakın zamanda buluşacağız.

TOYOTA TÜRKİYE FABRİKASI…

- 76 saniyede bir araç üretiliyor.

- Günde 950’den fazla araç üretiliyor.

- 98 ülkeye ihracat yapılıyor.

- Türkiye’de 87 yan sanayi firmasından ham madde ve parça satın alıyor ve ortalama %61 yerlilik oranı ile üretim gerçekleştiriliyor.

- Çeşitli denetimler sonucunda, sıfır hatalı kalite seviyesine defalarca ulaşıldı.

- Fabrika global ölçekte öncü kalite seviyesi ve verimlilikle çalışıyor.