SOCAR’ın “enerjisi” çalışanlarından geliyor

SOCAR Türkiye’nin web sitesine giriş yaptığınızda ilk dikkat çeken“Tüm enerjimizle memleket, insan ve gelecek için çalışıyoruz” sloganı oluyor. Bu cümle, 14 aydır SOCAR Türkiye İK Başkanı olarak görev yapan Dinar Mammadova ile yaptığımız söyleşinin de özeti gibi aslında.

Son dönemde bir yandan organizasyon içinde yeniden yapılanma yaşandığını, bir yandan da hem Türkiye hem Azerbaycan için “tarihi projelere imza attıklarını” belirten Mammadova, bundan sonraki hedeflerin tamamının gerçekleşmesinde yine çalışanların kilit önem taşıdığını vurguluyor ve “İK olarak her şeyi çalışanlarımızı elde tutmak ve şirketin gelecek hedeflerine ulaşmasına hazır hale getirmek için yapıyoruz” diyor.

SOCAR’ın Türkiye’deki öyküsünün 2008’de başladığını biliyoruz. Peki ya sizin öykünüz?
Yollarınız SOCAR ile ne zaman ve nasıl buluştu?

Benim SOCAR’daki öyküm, 2013’te Azerbaycan’da başlıyor. O dönemin öncesinde İngiltere’de yaşıyor ve İK alanında çalışıyordum. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in imzaladığı ‘millileştirme kararnamesi’ kapsamında SOCAR Azerbaycan’dan gelen teklifi kabul ederek İK liderliğini üstlendim. Orada geçirdiğim 3 yıl içinde enerji sektöründe pek çok farklı millileştirme projesi hayata geçirdik; kısa sürede de gerçekten çok iyi sonuçlar elde ettik.

14 aydır da SOCAR Türkiye’nin İK Başkanı olarak görev yapıyorum. 14 ay içinde çok büyük bir değişim yaşadığımızı söyleyebilirim. Pek çok fonksiyonda değişiklik yaptık; şirketin bütününde de değişiklikler yaşandı, yeniden yapılanma oldu.

Şu anda kaç kişi görev yapıyor SOCAR Türkiye’de?

Bildiğiniz gibi SOCAR Türkiye bünyesinde, İstanbul, İzmir ve Ankara olmak üzere farklı lokasyonlarımız var. İstanbul lokasyonumuzda yaklaşık 300 kişi görev yapıyor. İzmir’de 3 binden fazla çalışanımız görev yapıyor.

Nasıl bir İK yapılanmanız var?

Tüm İK fonksiyonlarımız, merkezi olarak yürütülüyor; uygulamalarımızı İstanbul ofisinden yönetiyoruz. Her lokasyonda ise İK ekiplerimiz mevcut. Toplamda yaklaşık 65 kişilik bir ekibiz.

Bünyemizde Eğitim ve Gelişim, Yetenek Kazanımı ve Yönetimi ile Ücret ve Yan Haklar bölümleri bulunuyor. Eğitim programlarımızın tümü bütünleşik ve merkezi olarak yönetiliyor.

Sizin pencerenizden baktığınızda SOCAR hakkında temel olarak nasıl bir manzara görüyorsunuz?

SOCAR, kesinlikle çalışmak için mükemmel bir yer. Bunu sadece ben söylemiyorum: Yakın zamanda Türkiye’nin En İyi İşverenleri’nin belirlendiği Great Place to Work çalışmasına katıldık. Çalışanlarımızın yüzde 89’unun katıldığı ankette, katılımcıların yüzde 90’dan fazlası SOCAR Türkiye’nin çalışmak için mükemmel bir yer olduğunu belirtti. Ben de kişisel olarak bu organizasyonun bir parçası olmaktan gerçekten gurur ve mutluluk duyuyorum; burada hem Azerbaycan hem de Türkiye için tarihi projelere imza atıyoruz.

Hangi faktörler SOCAR Türkiye’nin çalışmak için mükemmel bir yer olmasını sağlıyor sizce?

Bizim temel kaynağımız insan… Bu nedenle her ne yapıyorsak çalışanlarımızın motivasyonunu ve tatminini temel alıyoruz. Zira biliyoruz ki; hangi seviyedeki çalışan olursa olsun o kişinin mükemmel performans göstermesi, şirketin mükemmel performans göstermesi anlamına geliyor. Arada büyük bir bağ var.

Dolayısıyla çalışanların mükemmel performansına ve mükemmel motivasyonuna odaklanmış olmak bizi sürekli yeni uygulamalara imza atmaya sevk ediyor.  Çok yeni olarak yan haklar sistemimizi kurduk. Sistemimiz prim, göreve yeni başlayanlar için bonus tatil uygulaması, bayram parası, okula dönüş desteği, yeni evlenenler ya da yeni bebeği olanlar için destek sunulması gibi seçenekleri kapsıyor.

Ayda bir kez, CEO’muzun katılımıyla çalışanlarımızın yaş günlerini kutluyoruz.

Öte yandan rakiplerimizden farklı olarak; sağlık sigortasının yanı sıra tüm seviyedeki çalışanlarımız için hayat sigortası da sunuyoruz.

Çalışanlarımızı burada tutma konusunda yoğun çalışmalarımız var. Yedekleme planlarımız, gelişim programlarımız mevcut. Bir grup şirketi olmanın avantajını kullanarak sık sık rotasyon yapıyoruz. İzmir’den İstanbul’a, İstanbul’dan Ankara’ya, Ankara’dan tekrar İzmir’e tüm lokasyonlarda çalışanlarımız kendilerini farklı görev ve pozisyonlarda deneme fırsatı buluyor. Burada herkes için bir terfi fırsatı olması da önemli bir motivasyon kaynağı…

Öte yandan benim de göreve gelişimle birlikte performans değerlendirme sistemimizi gözden geçirdik. Hedefleri yayınladık. Performans değerlendirmenin bir sonucu olarak sadece gözden geçirme yapmayı hedeflemiyor, çalışan gelişimi üzerinde de düşünüyoruz. Pek çok çalışanımızın kişisel performans gelişim planı, boşluk analizi ortaya çıkıyor. Bunun sonucunda tüm çalışanlarımıza bireysel gelişim planı sunuyor, bunu her çeyrek dönemde departman yöneticilerine gönderiyoruz. Örneğin yakın zamanda tüm üst yönetimin planlarını gönderdik. Hepsi önümüzdeki dönemde hangi programa hangi lokasyonda katılacaklarını biliyor.

Kısacası çalışan motivasyonuna çok önem veriyoruz çünkü çalışanlarımızı elde tutmak bizim için kritik. Şu anda organizasyonumuz bünyesinde çok güçlü bir ekip var ama elbette onları elde tutmak konusunda çok çaba sarf ediyoruz. Bizim için konu sadece en iyileri işe almak değil, onları tutmak da aynı zamanda.

Göreve geldiğiniz 14 ay içinde yeniden yapılanma yaşandığını da belirttiniz. Bu değişim sürecinde çalışanların memnuniyetini korumak için neler yaptınız?

Değişim yönetimi kesinlikle çok kritik bir konu. Çalışanlar kimi zaman direnç gösterebiliyor. Ama pek çok vakada değişimden mutlu olduklarını; sonuçları görmeye başladıklarında memnuniyetlerinin arttığını görüyoruz. Hatta daha fazlasını istemeye başlıyorlar.

Bu süreç tabii ki iletişim açısından da çok önemliydi. Biz de çalışanlarımız için bu dönemde pek çok organizasyon yaptık. Çok yakın zamanda tüm çalışanlarımızla bir outdoor etkinliğine katıldık. 270 kişi bir araya geldik; birbirleriyle yüz yüze gelme şansı olmayan çalışanlarımız aynı ekipte yer aldı. Tüm seviyelerden ve fonksiyonlardan çalışanlarımızı karışık takımlar haline getirdik. Birlikte rekabet ettiler, yarışlara katıldılar. Yakın zamanda da bir Olimpiyatımız olacak.

Bundan sonrası için neler var öncelikli olarak gündeminizde?

SOCAR olarak 2018 için çok büyük hedeflerimiz var. Önümüzdeki yıl STAR Rafineri üretime başlayacak; TANAP’ın birinci fazı tamamlanacak. Sonuç olarak çalışanlarımızın yeni pozisyonlara, yeni proje ve programlara hazır hale gelmesi bizim için en öncelikli konu.

Anlayacağınız tüm hedeflerimizi gerçekleştirmemiz zaten çalışanlarımızla bağlantılı. Biz İK olarak her şeyi çalışanlarımızı elde tutmak ve bu hedeflere ulaşmaya hazır hale getirmek için yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu devam edecek.

Şu anda, SOCAR tarihinde ilk kez olan 360 derece değerlendirme sistemini hayata geçiriyoruz. Tüm ayrıntıları kontrol ediyor, gelişmeleri gözlemliyor, kaç çalışanın formları doldurduğunu takip ediyoruz. Ardından 2 ay boyunca geri bildirim seansları gerçekleşecek. Boşluk analizlerini hayata geçireceğiz. Sonuç olarak yıl sonu performans değerlendirmemiz yapılacak. 
 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN BÜYÜK DIŞ YATIRIMCISI…

  • Ülkemizdeki faaliyetlerine, 2008 yılında Özelleştirme İdaresi’nden Petkim’i satın alarak başlayan SOCAR, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük dış yatırımcısı…
  • Petkim’in yanı sıra, 60’lı yıllardan bu yana Türkiye’deki ilk özel rafineri olacak STAR Rafineri’yi inşa eden SOCAR, rafineriyi 2018’de faaliyete açmayı hedefliyor.
  • STAR Rafineri’nin inşaatında şu anda 19 bin kişi çalışıyor. Rafineri faaliyete geçtiğinde istihdam sayısı 1.000 olacak
  • SOCAR’ın en büyük yatırımlarından biri olan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ise, 8.5 milyar dolarlık yatırımla hayata geçiyor.
  • SOCAR Türkiye’nin diğer yatırımları arasında yer alan Petlim Konteyner Terminali’nin ikinci fazı da 2017’de tamamlanarak faaliyete geçti. Petlim, Türkiye’nin üçüncü, Ege Bölgesi’nin ise en büyük terminali…
  • SOCAR Türkiye’nin diğer bir yatırımı olan Petkim Rüzgâr Enerji Santrali (RES) ise, 55 milyon Euro’luk yatırım değerine sahip.