“Mavi Merdiven’i tırmanan liderlerimizle geleceğe hazırlanıyoruz”

1935, İtalya’nın Parma kenti… Araştırmacı kimyager eczacı Giacomo Chiesi’nin, girişimci olarak Laboratorio Farmaceutico Parmense'yi satın almasıyla Chiesi’nin 82 yıllık öyküsü başlamış olur.

Aradan geçen yıllarla birlikte, dünya genelinde 26 şirketi ve 4 bin 800 çalışanı ile beş kıtada 70 ülkede faaliyet göstermeye başlayan Chiesi, Türkiye’deki 10’uncu yılını geride bırakırken, en hızlı büyüyen ilk on uluslararası ilaç firması arasına girmeyi de başardı. Türkiye’nin en güçlü 50 kadın CEO’sundan biri olan Filiz Balçay’ın kaptanlığında ilerleyen şirketin İnsan Kaynakları yönetimi ise 7 yıldır Mari Bengi’ye emanet…

Bengi bize, 10 yıllık süreçte yaşanan değişim ve dönüşümün nasıl yönetildiğini,
Mavi Merdiven isimli gelişim programı ile Chiesi liderlerinin geleceğe nasıl hazırlandığını ve önümüzdeki dönem hedeflerini anlattı.

Öncelikle, Chiesi’yi sizin pencerenizden dinlemek isteriz.

Chiesi, 82 yıllık bir İtalyan ilaç şirketi. Türkiye’de, saha ekibinin de dahil olduğu 160 kişilik kadromuz ile 10 yıldır faaliyet gösteriyoruz.

Chiesi kültüründeki “insana dokunma” kavramının çok ayırt edici olduğunu söyleyebilirim. Biz burada bu kavramı sadece gözlemlemiyor, bire bir yaşıyoruz. Çok mütevazı ve insana yakın durmayı tercih eden bir kültürümüz var. Bu, şirketin en tepesindeki CEO’muzdan,  global yönetimden başlayıp her kademeye sirayet ediyor.

İnsan Kaynakları cephesinden baktığımızda, bu özelliğin bize birçok konuda esneklik sağladığını belirtmek isterim. Çalışanlarımızla bire bir temas etmek, yalın bir organizasyon içinde uygulamalar hayata geçirmek bize güç veriyor.

Göreve başlamanızın üzerinden 7,5 yıl geçtiğini biliyoruz. Hangi kilometre taşları yaşandı bu süre içinde?

Göreve başladığımda, tüm İK süreçlerini en baştan kurgulama şansına sahip oldum. O dönemde organizasyonun hızla büyümesi de benim için bir fırsattı. Yaklaşık 50 kişilik işe alım yaparken, Chiesi’nin sektörde nasıl algılandığını, beklentileri anlama fırsatı buldum.

Ardından, 2011 yılının sonunda bir küçülme yaşadık maalesef. Bu sürecin de sancısız atlatılması, hem ayrılan hem de geride kalan ekip arkadaşlarımızda bir travma yaşanmaması önemliydi. Bu dönemi de başarıyla yönettiğimizi düşünüyorum.

2013 yılında ise organizasyonda bir bayrak devri oldu; İtalyan Genel Müdürümüz görevi şu anki Genel Müdürümüz Filiz Balçay’a devretmesinin ardından  doğal olarak bir değişim yönetimi süreci yürüttük. Bu süreçle birlikte İK’da da diğer bölümlerde de bugün hayatımızda etkisini sürdüren pek çok yeni projeyi başlattık.  

Tüm bu değişim, dönüşüm süreci içinde hangi kilit noktalara dikkat ettiniz?

2012 yılında grup genelinde yaptığımız çalışan anketinde, açıkça söyleyebilirim ki sonuçlar çok da bizim istediğimiz gibi değildi. Bunun üzerine hemen aksiyon alarak bazı kök nedenler üzerinde çalışmaya başladık. Yaptığımız analizler bizim için çok yol gösterici oldu.

İlk dikkatimizi çeken; çözümün anahtarının iç iletişim konusunda olduğuydu. Bunun üzerine her düzeyde çalışanımızı işin içine katarak, açık yüreklilik ile bir anlamda “karnemiz” diyebileceğimiz  sonuçları şeffaflıkla tüm çalışanlarımızın iletişimine açtık. Odak grupları ile sorunlarını ve aksiyon önerilerini konuştuk. Merkezden; sadece İK değil satış gücü etkinliği ve finans gibi departmanlardan da birçok arkadaşımızı yanımıza alarak farklı lokasyonlarda sahadaki arkadaşlarımızla BizBize toplantılarında bir araya geldik. Kısacası insana dokunduk.

Eğitim ve gelişim projelerine ve sıkı bir iletişim akışına ihtiyaç olduğunu fark ettik. Özellikle saha - merkez arasında etkin bilgi akışına çok ihtiyaç vardı.

İşte tüm bunlar, bizim pusulamız oldu ve o günden sonra yaptığımız birçok çalışmanın da temelini oluşturdu.

Sonuç olarak; 2016’da grup genelinde tekrar ettiğimiz bağlılık anketinde Chiesi Türkiye olarak neredeyse ikiye katlanan sonuçlara ulaştığımızı gördük. 12 kategorinin tümünde 2012’ye göre çok önemli gelişim gösterdiğimizi fark ettik. Türkiye ve global ilaç pazarı, Chiesi grup geneli olarak da baktığımızda gerçekten ciddi bir iyileşmeye imza attığımızı görüyoruz.

Temel İK uygulamalarının dışında, hangi alana odaklandınız?

Çalışanlarımızın gelişim ve eğitim ihtiyacı olduğunu biliyorduk ama bu noktada pek çok şeyin, liderlik modelinde ve bu modeli taşıyan kişilerin becerilerinde kilitli olduğunun da farkındaydık. Bu nedenle “Mavi Merdiven” programımıza start verdik.

Şirketteki ikinci kademe yöneticiler ve tüm saha yöneticilerinin dahil olduğu bu program, değerlendirme merkezleri,  profesyonel geri bildirimler ve çeşitli eğitimlerden oluşuyor. Chiesi’nin arzu ettiği noktaya ulaşması için, tüm çalışanlarımızı tanıştırdığımız bu Chiesi Liderlik Modeli’nden yararlanıyoruz.

Temel olarak, tüm iç eğitimlerimizi Chiesi’nin geleceğin liderlerinden beklediği yetkinlikler üzerine kurguladık. Bunun üzerine eğitim ve gelişim programlarımızı tasarlamaya başladık. Güçlü bir tanıtım ile değişen paradigmaların neler olduğunu, bugünkü hayatın gerçeklerinin yarın yaşamımızda olmayacağını, değişen liderlerde neler arandığını aktardık.

Chiesi Group, zaten geliştiren lider kavramına çok önem veriyor. Şu anda 18 kişinin dahil olduğu bu programla da deneyimlerinden ders çıkaran, hatalarından öğrenen ve bunları aktaran yönetici modellerine odaklanıyoruz.

Programımız “insan geliştirme”, “iş geliştirme” ve “strateji geliştirme” olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. İnsan geliştirme kısmını büyük oranda tamamladık; şu an bulunduğumuz noktada 360 derece değerlendirmeler ve diğer eğitim ve gelişim programlarına geçmiş durumdayız. Koçluk kısmı da sürüyor. Programın 2018’in sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.

Bunun yanı sıra, tüm Chiesi çalışanlarının katılabileceği, içeriğini Chiesi Türkiye’nin öncelikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda dizayn ettiğimiz, farklı eğitim başlıklarından oluşan Ortak Kültür Eğitimlerimiz mevcut. Ortak Kültür Eğitimleri ile birlikte; şirket kültürümüzü birlikte şekillendirmeyi, ortak kültür içinde kendimizi geliştirmeyi ve ortak hedeflere katkımızı en yüksek düzeye çıkarmayı hedefliyoruz.

Kazananlar Kulübü’müz ise, hem Merkez hem Saha ekiplerinden yüksek performans sonuçlarına sahip, başarılı Chiesi çalışanlarının davet edildiği gelişim ve ödüllendirme programı… Programın içeriği, o yılın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen eğitim ve gelişim fırsatları, yönetim ekibiyle akşam yemeği, takım oluşturma, motivasyonel aktiviteler ve ödül töreninden oluşuyor.

Tüm bunların yanı sıra, Chiesi Grup genelinde her yıl geleneksel olarak, şirket merkezimizin bulunduğu İtalya, Parma’da gerçekleştirilen, her ülkenin Saha Kadrolarının en başarılı temsilcilerini ödüllendirmek amacıyla düzenlenen Chiesi Global - Zirvedekiler Programı’ndan da (TOP of the TOPS) kısaca söz etmek isterim. Bu organizasyonda Chiesi Türkiye’den katılımcılar, diğer Chiesi şirketlerindeki saha ekibinden başarılı temsilcilerle bir araya gelerek, hem şirket merkezimizde üst düzey yöneticilerimizle tanışma hem de kişisel gelişimlerini güçlendirecek ekip aktivitelerinde yer alma fırsatına sahip olur.

Şimdi neler var gündeminizde?

Chiesi Grubu’nun dünya genelinde; İtalya, Brezilya ve Fransa’da 3 üretim lokasyonu var. . Chiesi’nin dördüncü üretim tesisinin ülkemizde kurulması için çalışmalarımız sürüyor.

GerçekleşirseElbette bu gelişmenin İK’ya da önemli yansımaları olacak. Çünkü yeni kariyer planlama ve mavi yaka yönetiminin hayata girmesi söz konusu olacak. Bu açılım bizim için gerçekten de çok heyecan verici.

“ESNEKLİK VE ADAPTASYON KASIMIZ GÜÇLENMELİ”…

Biraz da gelecekten konuşalım. Önümüzdeki döneme İK profesyonelleri olarak nasıl hazırlanmak gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bana göre İK profesyonelleri ve tüm liderler olarak geliştirmemiz, güçlendirmemiz gereken kasımız esneklik ve adaptasyon… Yeni nesil bizi gerçekten güzel anlamda zorluyor. Bu nedenle geri bildirim ve öğrenmenin çift yönlü olduğunu her zaman aklımızda tutmalıyız. Bizim deneyimlerimiz çok güçlü olabilir ama gençlerin de özellik ve yetkinliklerinden yararlanmamız çok önemli.

Unutmayalım ki, değişmeyen, keyifli bir şekilde var olamıyor. Biz geleceğe keyifle hazırlanmak istiyoruz.

Son olarak bizlerle kariyer yolculuğunuzun bugüne kadarki duraklarını paylaşır mısınız?

Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden, ikincilikle mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları Yönetimi master programıı tamamladım. Aslında lisans eğitimi süresince  akademik kariyer yapmak istiyordum. Ancak sonrasında bunun beni çok da mutlu etmeyeceğine karar verdiğim için yüzümü iş dünyasına döndüm. Procter & Gamble’da çalışmaya başladım ve İK’yı tanıdım. Kariyerimi de bu alanda sürdürmek istediğime karar verdim.

İnsan Kaynakları alanındaki kariyerime Vestel’de; tüm şirketler grubuna İK projeleri üreten koordinatörlük bölümünde başladım. Sürekli proje tasarlayan ve geliştiren bir ekibin parçasıydım; o dönemde hayatımızda çok yeni olan SAP implementasyonu, yalın yönetim süreçleri gibi birtakım önemli projelerde görev aldım. İşe başladığımda 5 olan şirket sayısı, ben ayrıldığımda 11’e ulaşmıştı. Edindiğim bu deneyimlerin beni yöneticiliğe hazırladığını düşünüyorum.

Vestel’de geçen 3 yılın ardından, ATÜ Turizm İşletmeciliği’nin İK ve Kalite Sistem Müdürü olarak görev yapmaya başladım. 7 yıl kadar orada çalıştıktan sonra kısa bir seçme – yerleştirme ve yönetsel danışmanlık deneyiminin ardından yollarımız Chiesi ile buluştu. Sürekli inovatif olmayı ve etkili projeler hayata geçirmemizi gerektiren  Chiesi’deki görevim, 7,5 yılın ardından beni hala çok heyecanlandırıyor.