4 yılda bir yazılan başarı öyküleri…

Bu öykülerin satır aralarında bol miktarda fedakarlık, gelişim, mücadele, ter ve gözyaşı var.
Yetenek, performans, potansiyel, zor zamanlarda hızlı karar alma, koçluk gibi
kavramlar da… Olaylar sahalarda, minderlerde ya da yüzme parkurlarında gelişiyor.
Kahramanlarımız ise “insanlar”.

Sporseverlerin 4 yılda bir heyecanla beklediği yaz olimpiyatlarında yazılan sportif başarı öykülerine
başka bir pencereden bakmaya ne dersiniz?

 

Müge Arslan – Blogger, İnsan Kaynakları Günlüğü
Ülgen Özmen – HRdergi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Sporseverlerin en keyifli olduğu ve heyecanla beklediği dönemler hiç kuşkusuz olimpiyat zamanları oluyor. Bu organizasyonlar arasında yaz olimpiyatlarının ayrı bir yeri var. Bu yıl, 4 yıllık bir aradan sonra Rio’da gerçekleşen yaz olimpiyatlarında da rekabetin yoğun olduğu zevkli karşılaşmalar vardı.

Olimpiyat süresince tüm spor dallarında en başarılı sporcuları bir arada görme fırsatı bulduk. Ama Ülgen’le bu konuda sohbet ederken anladık ki olimpiyatların bizim için en önemli yönü bu değil. Sporcuların inanılması zor hayat öyküleri ve başarı hikayeleri, en az elde ettikleri dereceler kadar bizim ilgimizi çekiyor. Hem ilham almak hem de tarihin sayfalarında bir iz bırakmak için bizi en fazla etkileyen yetenekleri ve bu yeteneklerin hikâyelerini sizinle paylaşmak istedik.

Azmet, dene, tekrar dene: Kieran Behan

Artistik jimnastik sporcusu Kieran Behan, bu spor dalıyla ilgilenmeye çok küçük yaşlarda başladı. 10 yaşında bacağında bir tümörün ortaya çıkmasıyla geçirdiği operasyonlar ve iyileşme süreci nedeniyle 15 ay boyunca spora ara verdi. Spora dönüşünden kısa bir süre sonra bu defa antrenman sırasında yaşadığı bir kaza nedeniyle beyin travması geçirdi. Bu sakatlanma nedeniyle iç kulağı etkilendi, denge ve koordinasyon becerileri zarar gördü ve tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kaldı. Doktorları değil jimnastiğe dönmek, tekrar yürümesinin bile imkansız olduğunu söylediler.

Ama Kieran yılmadı ve yıllar sonra spora tekrar döndü. 2016 Rio Olimpiyatları’nda yarışan Behan önemli bir derece elde edemese de denemekten vazgeçmeyerek tüm zorlukları aşmış olması ve olimpiyatlarda yarışma hakkını elde etmesiyle bize ilham veren isimlerden oldu.

Hayalini takip et: Joseph Schooling

2008’deki olimpiyat oyunları öncesinde; o günlerde 13 yaşında olan Singapurlu Joseph Schooling, idolü olan Michael Phelps ile birlikte bir anı fotoğrafı çektirmişti. Bu fotoğraftan tam 8 yıl sonra olimpiyatlardaki yüzme yarışlarına katılan Schooling, 100 metre kelebek yüzme finallerinde Phelps’e karşı mücadele etti ve altın madalyayı almaya hak kazandı. Böylece Phelps’in son 3 olimpiyat oyununda bu branşta süren altın madalya serisine de son verdi. Gümüş madalyayı kazanan Phelps yarış sonrasında Schooling’le birlikte poz verirken oldukça mutlu görünüyordu:)

Gerçekten iste, kendin öğren: Julius Yego

Cirit atma dalında dünyanın önde gelen isimlerden olan Julius Yego’nun cirit atmayı öğrenme hikayesi adeta bir film gibi.

1989 Kenya doğumlu Yego, gençliğinde cirit atma sporuna merak duyuyor. Bu konuda sürekli çalışıyor ama bir noktadan sonra skorunu geliştiremiyor. Yaşadığı çevrede bu konuda ne profesyonel sporcular ne de antrenörler olduğu için kendi kendini geliştirmek zorunda kalıyor. Yaşadığı köye en yakın kasabadaki internet kafeden Youtube videolarını izliyor ve gördüklerini kendi kendine uygulayarak bu konuda inanılmaz bir gelişme kaydediyor.

Cirit atmada dünya sıralamasında üst sıralarda yer alan Yego, 2016 Rio Olimpiyatları’nda gümüş madalya almaya hak kazandı.

Deneyimi onurlandır: Wayde Von Niekerk

“Rio 2016 Olimpiyat Oyunları erkekler 400 metre finalinde Güney Afrikalı Wayde van Niekerk altın madalyanın sahibi oldu ve ABD’li Michael Johnson’a ait 17 yıllık dünya rekorunu da kırmış oldu”. Evet, bu önemli bir haber. Ama Wayde van Niekerk’in başarı öyküsünün satır arasında; daha ilgi çekici bir durum var: 24 yaşındaki Van Niekerk, yarışlara 74 yaşındaki antrenörü ‘Tannie’ Ans Botha ile birlikte hazırlandı.

“Süper babaanne” Ans Botha, 2012’den bu yana Van Niekerk’i çalıştırıyor. Atlet, yarışın ardından yaptığı açıklamada, “O inanılmaz bir kadın, bugün burada olmamda büyük bir rol oynadı” diyor ve ekliyor: “Bizleri sporcu ya da insan gibi değil; çocukları gibi görür”.

Kuşaklar arası çatışmaları tartıştığımız şu günlerde kulağa ilginç gelmiyor mu sizce de?

Kazanmak her şey (mi)dir?: David Katoatau

Başarısızlık kutlanır mı? Ülkesi Kiribati'yi halter dalında temsil eden David Katoatau’ya bakılırsa; kesinlikle evet!

Filmi biraz başa saralım: Sempatik tavırları ile herkesi kendine hayran bırakan Katoatau, ilk olarak iki sene önce altın madalya ile döndüğü İskoçya’nın Glasgow kentinde yapılan Commonwealth Oyunları’nda, dansıyla dikkatleri çekmişti.

David, Rio 2016 Olimpiyat Oyunları'nda başarılı kaldırışlarından ve başarısız denemesinden sonra da dans ederek rakiplerini ve salonu dolduran izleyicileri eğlendirmesini bildi. Büyük Okyanus’un orta kesiminde takımadalardan oluşan ülkesi Kiribati'nin iklim değişikliği nedeniyle yeryüzünden silinmemesi için dikkatleri bu konuya çekebilmek amacıyla dans ettiğini söyleyen Olimpik halterci, evini de bir tayfun sırasında kaybetmiş.

Ve bir not: Katoatau, Rio 2016’nın açılış seremonisi sırasında ülkesinin bayrağı ile Olimpiyat Stadyumuna arz-ı endam ederken de dansından bazı figürleri açılışı ekranları başında izleyen milyarlarca insan ile paylaşmıştı.

Kıssadan hisse: Mücadele ederken de eğlenmeyi bilmek önemli!

Yaratıcılıkta sınır tanıma: Shaunae Miller

“Shaunae Miller'dan altına uçuş!”, “400 metreyi yatarak kazandı!”…  Bahamalı Shaunae Miller ile ilgili haberleri verirken kullanılan başlıklar bunlardı.

Miller, Rio Olimpiyat Oyunları atletizm branşında, kadınlar 400 metrede altın madalya kazandı. Madalyayı boynuna taktı takmasına ama rakiplerini geçmek için bitiş çizgisine doğru atlaması büyük tartışma yarattı. Birçok kişiye göre bu hileydi; kimileri ise Miller’ın hareketinin kurallara uygun olduğunu söyledi. Kimilerine göre ise düşmüştü.

Olimpiyat Stadı'nda düzenlenen kadınlar 400 metre finalinde Bahamalı Miller, 49.44'lük derecesiyle birinci olarak olimpiyat altın madalyasını boynuna taktı.

Sportif tartışmaları bir yana bırakırsak eğer… Kimi zaman (özellikle zor alanlarda) yaratıcılığı ateşleyerek hızlı karar vermek kritik bir başarı faktörü değil midir?